Açıklanan milyarlarca dolarlık kârın gerçek dışı olduğu ve şirketin devasa gizli borçları bulunduğu ortaya çıktı.
Çünkü 'Mark-to-Market' adı verilen muhasebe hilesiyle, henüz kazanılmamış 20 yıllık varsayımsal kârlar bugünden nakitmiş gibi deftere yazılıyordu.
Çünkü zararları ve borçları bilançodan silmek için karmaşık 'Özel Amaçlı Kuruluşlar' (SPE) ağı ve paravan şirketler kurulmuştu.
Çünkü denetim firması Arthur Andersen aynı zamanda Enron'dan milyonlarca dolarlık 'danışmanlık' ücreti alıyordu (Ağır Çıkar Çatışması).
Şirketin tek başarı kriterinin hisse senedi fiyatını artırmak olduğu toksik kültürün, ahlaki ve uzun vadeli değerleri tamamen yok etmesi.
1985'te kurulan Enron, başlarda doğal gaz boru hatları işleten sıradan bir enerji şirketiydi. Ancak 90'larda CEO Jeffrey Skilling'in gelişiyle şirket tamamen kabuk değiştirdi. Skilling, enerjiyi sadece fiziksel olarak taşıyan bir şirket olmak yerine, enerjinin bir hisse senedi gibi alınıp satılabileceği karmaşık bir finansal türev pazarı yarattı. Enron, Fortune dergisi tarafından art arda altı yıl boyunca 'Amerika'nın En Yenilikçi Şirketi' seçildi.
Bu devasa büyüme illüzyonunun arkasında akıl almaz bir muhasebe hilesi yatıyordu: 'Mark-to-Market' (Piyasa Değerine Göre Değerleme). Skilling, SEC'ten bu yöntemi kullanmak için izin kopardı. Yöntem şuydu: Enron 20 yıllık bir enerji sözleşmesi imzaladığında, bu 20 yıl boyunca elde edeceği tahmin edilen tüm potansiyel kârı, anlaşma imzalandığı gün deftere 'kâr' olarak yazıyordu. Proje sonradan batsa veya zarar etse bile o para bilançoda kâr olarak görünüyordu. Kağıt üzerinde milyarlarca dolar kazanıyorlardı ama kasaya giren nakit yoktu.
Ortaya çıkan milyarlarca dolarlık nakit açığını ve devasa borçları gizlemek için finansal deha (CFO) Andrew Fastow devreye girdi. Fastow, 'Özel Amaçlı Kuruluşlar' (SPE - Special Purpose Entities) adında yüzlerce paravan şirket kurdu. Raptor, Chewco, Jedi gibi garip isimler verilen bu şirketler, Enron'un zararlarını ve borçlarını üstleniyor, böylece Enron'un resmi bilançosu tertemiz kalıyordu. Sistem o kadar karmaşıktı ki Wall Street analistleri dahi tabloları anlayamıyordu, ancak hisse sürekli yükseldiği için kimse sesini çıkarmıyordu.
Olayın en skandal boyutu denetim kısmındaydı. Dünyanın en büyük beş denetim firmasından biri olan Arthur Andersen, Enron'u denetliyordu. Ancak Andersen aynı zamanda Enron'dan milyonlarca dolarlık danışmanlık ücreti alıyordu. Müşteriyi kaybetmemek için tüm bu yasa dışı muhasebe oyunlarına göz yumdular ve belgeleri imzaladılar.
2001 yılında şirketin hisseleri düşmeye başlayınca bu borç dağları gizlenemez hale geldi. Sherron Watkins isimli bir çalışanın içeriden yazdığı şikayet mektubuyla her şey patladı. Gerçek borcun 38 milyar doların üzerinde olduğu anlaşıldı. Yöneticiler hisselerini gizlice satarken çalışanlara 'satmayın' telkininde bulundu. Sonuç: Enron iflas etti, 20.000 çalışan işsiz kaldı, çalışanların emeklilik fonlarındaki 2 milyar dolar sıfırlandı. Skilling ve Lay hapse mahkum edildi. Olay, finans tarihinin en büyük kurumsal yönetim çöküşü olarak kayıtlara geçti.
Yorumlar ve Tartışma